< BuRoCK - Blogcu




SEN beni ÖLDÜRÜYORSUN

Ne zaman canım sıkılsa, gitmek isterim uzaklara
Ne vakit seni düşünsem ki düşünmesem olmuyor
Gözlerin gelir aklıma, ah o çocuk gözlerin
Tam göğsüme saplanır, bıçak gibi sözlerin

Ne hayalin terk ediyor beni ne de geriye tek bir umudum kaldı. Yine de ne zaman bir şiir okusam mısralarındasın. Ne zaman bir şarkı dinlesem hala sözlerindesin. Bir kitap okuyorum dökülüyor sayfa aralarındaki kurumuş kır çiçekleri. Uzanıp alamıyorum düştüğü yerden. Ben ölüyorum ve sen bunu bilmiyorsun…


Ne kadar kaçsam kendimden, bir o kadar yakalanırdım
Ne kadar seni istesem, sen hiç yanımda olmazdın
Gözyaşı biriktirdim, gözyaşım ince sızı
Düşündüm de bir zaman, bunu ben hak etmedim

Ne garip bir hayat bu yaşadığım, bir papatya falı gibi; mutluyum/mutsuzum diyerek koparıyorum hayatımın sayfalarını tek tek. Tüketiyorum yaşamı, tükeniyorum ağır ağır. Ben ölüyorum ve sen bunu bilmiyorsun…


Her limandan bir gemi, alır götürür beni
Hayal bu ya üstelik, gitmeler üzer bizi
Geçmiyorsam içinden, sevemedim bu fikri
Gidiyorum inadına, al aşkını ver beni

Öyle çaresiz hissediyorum ki kendimi. Yine yağmur olup yağsan diyorum avuçlarıma, filizlense yine yok olan umutlarım. Yine geceler boyu bıkıp usanmadan yazsam, duvardaki gölgelerde seni bulsam, gözlerim kapansa senin sıcaklığın kaplasa bedenimi. Ama olmayacak biliyorum. Ben ölüyorum ve sen bunu bilmiyorsun…


Sen beni öldürüyorsun
Sen bunu bilmiyorsun
Sen beni öldürüyorsun
Sen bunu hep yapıyorsun

Geceler büyüyor içimde, bir de yalnızlığım. Yıkılan umutlarım, hayallerim de terk ediyor artık birer birer. Gecenin koyu ve can yakan karanlığına inat bir tek çocuk bakan gözlerin terk etmiyor beni. Sen beni öldürüyorsun ve bunu hep yapıyorsun

'Ne olduysa bu yalnız gecelerde oldu'

'Ne olduysa bu yalnız gecelerde oldu'

İşte gidiyorum...

Belkide kaleme aldığım son satırlar bunlar. Sen şu an neredesin ve kim bilir kiminlesin diye sormadan gidiyorum. Sormuyorum ve bir daha sormayacağım. Sessiz sedasız bir kaç satır karalayacağım ve gideceğim.Biliyormusun; gitmek senin kadar güzelmiş yeni anladım...

İu anda hep her zaman , her damlasına aşık olduğum yağmur yağıyor . Sensiz , damlaların cama vuruşunun bile tadı yok.

Yağmur yağıyor ve ben , sensiz bu güzellik bana haram diye bağırıyorum avazım çıktığınca. Gecenin en sessiz ve en bana ait olan saatleri. Düşünüyorumda bu saatlerde nefes almaya başlamıştım ilkin. Biz zoru başarmıştık seninle, bir araya gelmesi belkide olanaksız şiirleri, şarkıları ve hatta suskunlukları buluşturmuştuk birlikte. Güneş üstümüze doğuyordu. Biz kuş seslerini keyifle dinliyorduk...

Aşkı aramıyordum ki ben. Sen ve ben, biz birbirimizi aramıyorduk ki. Ama bulduk birbirimizi. Bulduktan sonra başladı kendimizi aramalarımız. Yok olmayı düşünen ben, senin için binlerce yıl yaşamayı göze almıştım. Seni kalemin ucunda sayfaların ortasında bulmuştum. Ama sen....... Sen yaşamın içindeydin. Sana güzel sözler söylemek istedim hep. Kelimeleri süsleyip süsleyip sunmak istedim sana . Ama tek kelime çıktı hep dilimden. 'Gelincik...' Bildiğim en güzel şeydi, hayatta tanıdığım en güzel şeydin....

'Bunları anı olsun diye yaşamadık.' Ateşe de yağmura da, uçmak istediğimiz için uçtuk. Öleceğimizi bilerek değil, öleceğimizi düşünmeden , istediğimiz için uçtuk. Ben ateştim sense deli bir yağmur...

Neyse biliyorum ki senin sonun yok ama artık gidiyorum. Çünkü her sorunun
karşılığı, hayat böyle diyerekde verilebiliyor. Çünkü... Çünkü ben aşığım hala.

İşte gidiyorum .... Bir kaçış değil bu, yalanı yaşamaktansa bize bırakılan son şansı kullanıyorum belki de. Kim bilir...

Noktalarla Başlıyorum Her Yanlızlığa....

Sesini sapladım içime...
Sensizliğe tanık yüreğim gecelerden yorgun.
Gözlerim duvarlardaki hüzünden dalgın.
Satırların zindanında esaret oluyor ömrüm.
Oysa gözlerinde boğulmak istemiştim.
Bulutlardan topladığım hüznü gözlerine yağmak istemiştim.
Sen bilmedin.
Beyhude umursamazlığını yaktım yüreğimde gece oldum, yağmur oldum bomboş caddelere yağdım.
Sen yine bilmedin...

Aşkın divaneliğinde büyüttüğüm sözlerden uzak elemlerim bir bir depreşirken duvarlarımda bilinmezliklere sürgündeyim.
Bütün geç kalmışlığıyla yüreğimi sömüren aşk artığı sevgilere tanığım.
Körpe umutlarla yarattığım kentimin acı uğultuları kulağımda.
Geceden düşüyorum üstelik tutan da yok ellerimden...

Nokta konmuş bir hayatın sessiz iniltilerinden ibaret çığlıklarından yeniden doğmayı denedim hep.
Hoyratım!
Hayatın en dik yamacında yalnızlığım oldun.
Kasvetsiz rüzgarlardan arta kalan nefretleri yığdın avuçlarıma.
Buz kestim, cam kırıkları birikti gözlerimde.
Acı bir hüzün, dolu bir bulut dökülmeye ramak kalmış.
Zamansızlığın dur durak bilmez savaşlarından yenik çıkmış yüreğimde, efsunlu bir sevdayla inatlaşıyorum ve zaman tüm soyut yanlarını kusuyor yüzüme.
Düşün ki zaman acımasızdı bize ya da bana!
Ki zamandı herşeyi bana veren ya da bize!
Seni verdi mesela; yalnızlığı yani.

Usul usul içime sızan bu acı bu yalnızlık senden hatıra.
Hayatımızın duvarlarına astım.
İçimin okyanuslarından yaptığım mavi düşler boğuldu, hayata isyanımı armağan ettim
Kıvranıyorum!

Şimdi hayat öyküsüzlüğümün nişanı gibi duruyor hüznün doğurduğu resmin kucağında.
Yüzüme asıyorum çoğu zaman yüreğimdeki boşluklara esaretimi.
Yüzümde kırışıyor hayat.
Gitmelerine can yakıyorum.
Ben, kızıl bir aşkla gelmek isterken sana sen somurtkan mutlulukları seçtin, gece artığı saatlerde kaldın, güneşi soğuttun gözlerinde gözlerim dondu.
Ey yâr!
Saçlarında dalgalanan o hüzün kimin?
Beni kirpiklerinden astığın günden beri milyon defa ölüyorum...
Yanlış senaryolara intiharlar biriktiriyorum...
Gidişinden hasretler yapıyorum kendime sonra yine ölüyorum.

Cüzzamlı yağmurları damlıyorsun içime.
Kapandı sesine isyan eden bu ağız.
Her adım bir intihar dirilemem artık.
Köşe başlarında ninni gibi agıt sesleri üşüşüyor kulaklarıma.
Ben hangi kimim?
Dilinde çürüttüğün o şarkı, kaleminde yanan o şiir kime yol oluyor?
Hangi gökyüzünde mutlusun?
Mutlumusun?...
Susarak haykırıyorum sana sessizliğim oluyorsun.
Geceye satıyorum düşlerimi, yalnızlık kentine göçüyorum ve her yağmur gibi kendimi ağlıyorum. Susuyorum. Aklıma düşsen yalnızlık oluyorum

OLMAZSAN olmuyor RUHUMDA mana

Alıştım cefana hasret çektikçe
İstemem vefanı sormazsan sorma
Yıllandı şarabım seni içtikçe
Kadehime kadeh vurmazsan vurma

Ben seni her gece içiyorum ya
Kirli bardağıma dolmazsan dolma
Sevda köprüsünden geçiyorum ya
Terli yatağımda olmazsan olma

Yıldız komşuluğun yetiyor bana
Gözlerim görsün de kaymazsan kayma
Olmazsan olmuyor ruhumda mana
Sen beni var diye saymazsan sayma

Sevda ayazımın karanlığına
Işığım ol yeter sızmazsan sızma
Ben razıyım senin uzaklığına
Aşığım ol yeter yazmazsan yazma

SEN VURDUN DA BEN ÖLMEDİM Mİ

Sen vurdunda ben ölmedimmi..?

Yokluğunda ne ateşlere hasretinle yaktında

Bir seni yakamadım beni yaktığın gibi

Çölde su mahpusta gün

Oruçta ekmek gibi bekledim seni

Sen'se araya korkular koydun

Yasaklar koydun bitmez tükenmez engeller koydun

Şimdi nerdesin diye sakın sorma

Sen çağırdında ben gelmedimmi..?

Sen varken darılmazdım

Çiçeksiz baharlara yağmurlu havalara

O kasvetli akşamlara

Sen varken bakıp işlenmezdim tren istasyonlarına

Otobüs duraklarına ve sen varken ayrılanlara ağlamazdım

Yıkılmazdım biten sevdaların ardından

Gidenlere küsmezdim kalanlara acımazdım

Ve sen varken böyle üşümezdim titremezdim

Masumdum çocuklar gibi böyle delirmezdim

Küfretmezdim hele ölmeyi hiç düşünmezdim

Şimdi soruyorum sana

Adı sevdaysa bu cehennemin

Sen yaktında ben yanmadımmı?

Biliyorsun bütün acılarına yeşil ışık yaktım olmadı

Bütün korkularına arka çıktım olmadı

Dağlara merdiven dayadım olmadı

Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı

Sevdim olmadı yandım olmadı taptım olmadı

Benden artık pes bu AŞK'ın biletini istediğin gibi kes

Nasılsa gidiyorsun biliyorum

Gittt ama ardında ağlıyan bir çift göz

Paramparça bi yürek ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan

Çek silahını daya anlıma titrersem namerdim

SEN VURDUNDA BEN ÖLMEDİM Mİ..!!!

SEN VURDUNDA BEN ÖLMEDİM Mİ ..!!!

YAĞMUR DEĞİLKİ GÖZLERİMDEKİ

Karanlığa  büründü çocuksu gülüşlerim
Yağmurlar okşamaz oldu saçları...
Ve bir sonbahar akşamı, ayrılık çaldı kapımızı
Aslında ayrılmak bile denmez, zaten ne kadar berraberdik?
Ama o akşamı hiç unutmayacağım
Hain bir yağmurda ıslanırken ümitlerim
Çınlamaya başladı kulaklarımda ayrılık kokan sözlerin
Her sözün saplanırken yüreğime bir ok misali
O gece yağmur değildi gözlerimdeki!
Yavaş yavaş kaybolurken gözlerimden
Seni utumuyacağım dedim sessiz bir çığlıkla
Ve unutmadım. Belkide unutamadım.
Mahvoldu günlerim hüzün düştü gecelerime
Ani bir sıçrayışla bölündü bütün rüyalarım
Sabahlara kadar ıslandı hayallerim gözlerimde
Çok istedim herşeyi unutup tozpembe bakmayı hayata
Ama tozlarında boğuldum pembe yolların
O kadar çok istedim ki gülmeyi beceremedim
Bir tebessümün bu kadar pahallı olduğunu bilmiyordum
En büyük umudum oldu en küçük hayallerim
Onlarda tükendi.
Ve şimdi ağlıyorum anasını arayan bebek misali
Dönüp bakmadın. Yağmur değildi gözlerimdeki.

ÇOK SEVDİM DİYE Mİ KAYBETTİM SENİ

Nedenini bilmiyorum,
Ama...
Bugün herzamankinden daha çok ihtiyacım var sana...

Çok eksiğim bugün...Yine batıyor güneşle birlikte kayboluyor tüm direncim,umutlarım!'Ben artık onsuz yapabiliyorum...!dediğim günler toz duman olup yapıştı yine boğazıma,Nedense tutayorum sensizliğin çıldırtan isyanlarını bugün!..Damlıyor gözyaşlarım...

Bak,
Yine çekildi;
Evli evine,köylü köyüne!
Nedenini bilmiyorum,ama;
Evsiz,köysüz kaldım bugün,bu gece...!

Herkes sığınacak bir çatı  buldu gerçek benliklerde,bense sensizliğin kimliksiz çatısına sığındım yine...Bana gelen tüm yollar kapandı,yolsuz kaldında dönemedin mi?Yoksa çıkar bi yol mu buldun kendine!!!Bilmiyorum sebebini,sonucunu çok yanlızım bu gece...